Traducció de "implacable" a la llengua turca:
Exemples (Fonts externes, no revisades)
| Caram, és implacable. Eh... | Vay, ne kadar da acımasız. |
| O la naturalesa implacable del mal. | Ya da kötülerin acımasız doğasını. |
| Antipàtic, implacable i... incondicional a les ordres. | Dost canlisi olmayan, merhametsiz ve emirleri asla sorgulamayan. |
| No saps escoltar molt bé, Jake, però ets implacable. | Söz dinlemiyorsun Jake ama içinde bir savaşçı var. |
| Oblida tot el que hem passat, i sé implacable. | Duygularını da kilitle ve her şeyi unut, böylece kalpsiz olabilirsin. |
| Allà hi havia una energia, un optimisme implacable, una barreja estranya d'humilitat i atreviment. | Orada bir enerji vardı, yatıştırılamaz bir iyimselik, tevazu ve gözüpekliğin garip bir karışımı vardı. |
| En un, era la típica estudiant asiàtica, implacable en allò que em proposava a mi mateixa. | Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim. |
| El temps i les meves intencions són salvatges, salvatges, més ferotge i implacable de més llarg | Zaman ve benim niyet vahşi vahşi, daha sert ve daha amansız uzak |
| Perquè aquells innocents i brillants ulls blaus aquelles trenes rosses, aquelles veus tintinabulants, oculten un poder furtiu i implacable | Çünkü onların parlak mavi gözleri, örgülü sarı saçları, çınlayan sesleri, gizli ve merhametsiz bir gücü gizliyor. |
| La polsada seca i l'escòria que el vent fa rodar davant seu mentre avança implacable sobre la terra erma. | Kupkuru toz ve tahrip edici bir hiçlik, ...çorak toprağın üzerindeki rüzgârın gem vurulmamış öfkesinden artakalan. |
| I la seva mare li va ensenyar una lliçó que estic intentant jo també, que el món és un lloc dur i implacable. | Ve annesi, ona benim vermeye çalıştığım bir ders verdi Dünya haşin ve affı olmayan bir yerdir. |
| Fos com fos, no vaig trobar res que aportés llum sobre la naturalesa de l'aflicció de l'Orson o sobre la raó de la seva implacable massacre d'escarabats. | Sonuç olarak, Orson'daki hastalığı veya böcek katliamının arkasındaki sebebi aydınlatacak bir şey bulamadım. |
| T'estàs tota sola a l'entrada del túnel perquè saps alguna cosa que jo ni puc anomenar, quelcom més profund i més implacable del que jo pugui mai comprendre. | Tünelin girişinde yalnız başına dikiliyorsun, çünkü bir şeyler biliyorsun, ben bile isimlendiremiyorum daha derin, daha merhametsiz bir şey... Asla anlayamadım. |
| Més endavant, a partir de la brillant finestres vermelles de la Espasa Fish Inn , va ser enviada raigs fervent, que semblava haver fos la neu acumulada i el gel abans de la casa, per tot arreu del congelat gelades ben plantat deu centímetres de gruix en un paviment dur, asfalt, bastant cansat per a mi, quan em va colpejar el peu contra les projeccions de pedernal, perquè des del disc dur, implacable servei de les soles de les meves botes estaven en una situació més miserable. | Ayrıca, parlak kırmızı pencere Sword Fish Inn, geldi gibi önce paketlenmiş kar ve buz erimiş gibi görünüyordu ateşli ışınları, evin her yerinde pıhtılaşmış don, sert, asfalt kaldırım on santim kalınlığında koymak Benim için oldukça yorgun, Ben sert, acımasız, çünkü çakmaktaşından projeksiyonları karşı ayağımı vurdu hizmeti benim botlar, tabanı en sefil bir kötü durumda idi. |